bekar erkek evleri önemlidir. çünkü bariz ipuçları vardır orada.
aslında tabii ki bütün evler önemlidir, sahibinin kişiğini yansıtır. tıpkı insanın saçı-başı, kıyafetinin yansıttığı gibi...
ama evler, o insan hakkında biraz daha fazla detay verir. üzerinde taşıdığı kıyafetleri, imajı, imaj denemeleri, veya imajsızlığı sizi yanıltabilir.
sizin gördüğünüz, tanıdığınız insan, evinde bambaşka birine dönüşebilir. çünkü asıl kişiliği orada saklıdır.
işte oradaki bazı detaylar, dışarıda hiçbir barda, hiçbir restoran yada kafede göremeyeceğiniz cinstendir.
onu en iyi tanıyacağınız yer, kendi doğal ortamıdır.
hangi detaylara mı bakmak lazım? anlatayım, en tehlikeli en korkutucu olanlar evinde mum besleyenlerdir. yani evinde onlarca mum olanlar... onlara kısaca "mum kokulu erkekler" diyebiliriz.
tabii ki bir erkeğin evinde mum olabilir. bir tane iki yada üç tane... ama üç mumdan fazlası beni rahatsız eder, aklım kötüye kayar. içime kurt düşer.
"o kadar mumun bekar bir erkeğin evinde ne işi var" diye düşünürüm.
ve gözümün önüne şu manzara gelir; evinde üç mumdan fazlası olan erkeğin sıkı bir cd koleksiyonu vardır. ve tabii her türden içkileri...
eşyalar, herşeyi kanepeden yönetecek biçimde yerleştirilmiştir.
olaylar şöyle gelişir; eve girer girmez mumları yakar, sizi kanepeye oturtur. hemen romantik bir cd koyar. siz biraz sersemlemişsinizdir. içinizden, "ayy ne güzel ev, oda çok romantik" dersiniz. sonra size ne içeceğinizi sorar; "tatlı, hafif birşeyler mi yoksa şarap, rakı"
içki konusunda bilgilidir. bu da sizi etkiler.
seçtiğiniz içkiyi klas bir bardakla size sunar. yanınıza yerleşir. şimdi herşey kontrolü altındadır. iş, çeneye kalmıştır. siz, mum ışığı, müzik, içki derken hafif gevşersiniz.
bir ara "ne dinlemek istersin?" diye sorar. siz sıradan bir şey olmasın diye ya nostaljik bir şarkı ya da zor bir isim teklif edersiniz. ama o ne yapar? istediğiniz şarkıyı hemen bulur ve çalar. çünkü onda her yaş grubunun takıldığı şarkıların cd'leri vardır. hazırlıklıdır.
ama siz ne zannedersiniz? "ayy ne hoşşş... aynı şarkıyı o da dinliyor" ve bundan bir kehanet dahi çıkarırsınız. "çok mutlu olacağız galiba"
ama onunla geçirdiğiniz akşamı bir arkadaşınıza anlatırken durumun tuhaflığının farkına varırsınız. herşeyin bu kadar mükemmel olması sizi de rahatsız eder. sizin de içinize kurt düşer.
mum kokulu erkeklerin evinde herşey kadın tavlamaya yöneliktir yani...
felsefe aynıdır; "vur,kaç"
böyle evlere giderseniz benim de size bir tavsiyem olacak; "bak,kaç"
-alıntıdır-
Not:yaralı olduğunu tahmin ettiğim bir hatun tarafından yazılmış bu yazıda gözlem doğru fakat sonuç yanlış kanımca... tüm bu kurgunun sebebine gelince; ahmet altan'dan gelsin o zaman "kadınları anlamak istiyorum. bu aynı zamanda beni acıtan bir uğraş. kadınlar hayatımı bir anda alt üst edebiliyor. çok eminim güvenliyim derken birden tepe taklak oluyorum. hangi söz, hangi tavır, hangi bakışları yüzünden? bilmiyorum. ama onlar şunu biliyorlar: ben onlarla ilgileniyorum ve güzel ilgileniyorum, canımı yakıyorlar ama onlarsız bir hayattan çok sıkılıyorum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder